for english







Binlerce Öğrenci 3 Aşamada
Nasıl Mutlu Edilir?

6 Kasım 2008

1- Plan
2- Keşif
3- Uygulama

1- PLAN

Aslında bu bir intikam planıdır.
Çalınan oyunlarımızın ve dört duvar arasına sıkıştırılan özgürlüğümüzün intikamı.
"Biz yandık eller yanmasın." dedik.
Kolları sıvadık.
Oyunlarımızı geri almak ve gaspçıların okullarını sabote etmek için bütün oyuncaklarımızı kuşandık.

Eğitimin ruhları biraz daha körelterek gizlemeye çalıştığı hiyerarşisini ve kokuşmuşluğunu ortaya çıkarmak için bir ihtiyaç listesi çıkardık.

1- Sticker ve afiş (eğitim kurbanlarına okula gelmemeleri için uyarı)
2-Osuruk bombası (gerçekle yüzleştirmek için)
3-Pencere alarmı (dışarıdaki başka bir hayata çağırmak için)


Sonraki adım oyun bahçemizi belirlemekti.

2- KEŞİF

Yer: Ege Üniversitesi
Yabancı Diller
İletişim Fakültesi
Edebiyat Fakültesi


Mekân seçimi yaparken tüm insanlığa ait olan bilgiyi parası olanlara gıdım gıdım verdiği, yetmeyip köleliğe ve geleceksizliğe hazırlama operasyonlarını üst düzeyde yürüttüğünden Ege Üniversitesi konusunda hiç de zorlanmadık.
Yaptığımız keşif turunda eğitimin, kurbanlarını nasıl zillerle koşullandırdığını, alıklaştırdığını ve onların algılarını nasıl kıtlaştırdığını bir de yerinde gördük.
Ve sıra 'tehlikeli oyunlarımız'ı hayata geçirmeye geldi.


3- UYGULAMA

Öfkeyle ve özenle hazırladığımız stickerları eğitim kurbanlarını ibretle izlediğimiz koridorlara bir hafta boyunca yapıştırdık ve bekledik. Sabotaj günü geldiğinde onlara söylediklerimizi pek anlamış görünmüyorlardı ki, hepsi okuldaydı. "Eğitilmekten kaynaklı olsa gerek." dedik ve daha fazla beklemeden harekete geçtik.

Yabancı Diller Bölümü'nde bütün koridorların kokusu çıkarken alarmı çalıştırıp diğer hedeflere yöneldik.

Edebiyat ve İletişim Fakülteleri
Burada da keyifli oyunlarımızı oynadıktan sonra rektör-dekan-akademisyen ve daha bilim um mis kokulu kimselerin foyası ortaya çıkmış oldu.
Oyunlarımızı geri almamızdan korkan eğitimci gaspçı çete bu sabotajdan rahatsız olmuş belli ki, yabancı diller bölümünün son dersi iptal oldu.
Böylece binlerce öğrenci de mutlu!


Hayatlarımızı ve özgürlüğümüzü gasp eden iktidarlara çocukluğumuzun oyunları kadar eğlenceli sabotajlarımızla cevap vermeye devam edeceğiz.


oyun ve sAbotaj

Tehlikeli ve benzer oyunları beraber oynamak için: iletisim@alakasizlar.org

---------------------------------------


Dikili Sınırlara Hayır Kampı İçin Basın Açıklaması Yapıldı
(3-7 Eylül 2008)

Dikili No Border Camp 2008 için dün (26 Ağustos) Alsancak Kıbrıs Şehitlerinde bir basın açıklaması yapıldı.

Basın açıklamasına hem basının hem de yoldan geçenlerin ilgisi oldukça iyiydi. Yoldan geçenlerin ilgisini herhalde kendilerini şeritlerle sınırlar arasına sokan eylemcilerin halleriydi.

Açıklama sırasında yanımızda 10 ayrı dilde "Sınırlara Hayır!" yazılı bir pankart, afişler, dövizlerimiz ve el ilanlarımız vardı. Açıklamanın ardından "Sınırlara Hayır! Herkes İçin Özgürlük" sloganı eşliğinde önümüzdeki sınırları parçalayarak dışarı çıktık.

Açıklama sırasında Rusya'dan ve Avusturya'dan gelen aktivist arkadaşlarımız da yanımızdaydı. Zaten tam da etkinliğin ruhuyla tüm hazırlıkları sınırları aşıp gelen bu aktivist arkadaşlarımızla yaptık. Kampın da bu dayanışma ruhuyla geçecek olması oldukça mutluluk verici.

İletişim için:

http://dikilinobordercamp.blogspot.com/
dikilinobordercamp@gmail.com
iletisim@alakasizlar.org



Basın Açıklaması Fotoğrafları

Basın Açıklaması Metnimiz

Dünyamızdaki siyasi, ekonomik, ekolojik gelişmeler nüfus hareketlerinin artarak devam edeceğini gösteriyor.

Kuzey ve güney ülkeleri arasında derinleşen zenginlik uçurumu, ülke işgalleri ve iç savaşlar, farklı bölgelerde artmakta olan etnik ve siyasal çatışmalar, gittikçe derinleşen ekolojik kriz milyonlarca insanı doğdukları ülkeler dışında yaşamaya zorlamaktadır.

Bu durum dünyadaki bütün ülkeleri ya göç alan, ya göç veren ya da ikisini birden yaşayan ülkeler konumuna getirmektedir. Bu göçlerin yönü çoğunlukla yoksul olandan zengin olana yani doğudan batıya ya da güneyden kuzeye doğru ilerlemektedir.

Topraklarımız ise bahsi geçen göç yönü açısından sıklıkla kullanılan bir geçiş hattı konumunda. Bu da aslında umuda yapılan bu göçlerde yaşanan trajediye yabancı olmadığımız anlamına geliyor.

1994 yılından bugüne (Ağustos 2008) Ege Denizi'nde 435 kişi ölmüş, 461 kişi ise kaybolmuştur. Basına yansıyan bilgilere göre yalnızca 2007 yılında Ege Denizi'nde meydana gelen deniz kazalarında 96 kişi ölmüş, 116 kişi ise kaybolmuştur

Tanığı olmak zorunda kaldığımız bu trajik insanlık durumu, yaşananların çok küçük bir bölümü ve buzdağının görünen yüzüdür.

Öte yandan kendi yoksulluklarından kaçmak için yollara düşen binlerce insana sınırlarda, o sınırların bekçileri olan devletlerce sınırsız bir şiddet ve ayrımcılık uygulanmaktadır.

Bizler
- Umudun ve dayanışmanın en gerekli olduğu bir alanda, "göç, yerinden edilme, iltica ve sınır" sorunlarını birlikte düşünmek,
- Sınırlarda yoğun bir biçimde yaşanan insan hakları ihlallerini engellemenin yollarını aramak,
- Bir deneyim, bilgi ve iletişim ağı oluşturabilmek için,

yaklaşık 10 ülkeden gönüllülerin katılımıyla bir "Sınırlara Hayır" kampı düzenliyor ve topraklarımızda ilk kez deneyimlenecek bu etkinlik için yurtdışından ve yurt içinden duyarlı herkesi bu kampa katılmaya çağırıyoruz.

Dikili Sınırlara Hayır Kampı İnisiyatifi

------------------------------

Sınırlara Hayır Kampı İçin Çağrı

Dikili'de Sınırlara Hayır Kampı (3-7 Eylül 2008)

Kampın ayrıntıları hakkında bilgi ve çağrı metni için tıklayın

Devletler ve tüm iktidarlar var oldukları günden bu yana varlıklarını devam ettirebilmek için daima etraflarına sınırlar çizmişlerdir. Böylece kendi iktidar alanlarını garantiye alarak kurdukları sömürü ve zulüm çarklarını 'tehditler'den uzak tuttuklarını düşünmüşlerdir.

Dünyanın geri kalanının tamamını sömürüp semirerek varlıklarını devam ettiren 'gelişmiş' kapitalist kuzey ülkeleri bu sömürüden gasp ettikleriyle refah içinde yaşarken dünyanın geri kalanının payına her zaman açlık, yoksulluk, savaş ve kan düşer.

Bugün kuzey ve güney ülkeleri arasındaki gelir ve refah uçurumunun en iyi göstergesi ise sınırlardır. Yaşadıkları yoksulluk, açlık ya da savaşlar yüzünden topraklarını terketmek zorunda kalan ya da zorla terkettirilen milyonlarca insan, refahı yaşayabilecekleri umuduyla zengin batı ve kuzey ülkelerine doğru zorunlu göç yolculuklarına çıkıyor. Fakat bu göçlerin neredeyse tamamı akıl almaz bir zulümle son buluyor. Sömürü söz konusu olduğunda sınır tanımayan kapitalist ülkeler mesele aç bıraktıkları dünyanın lanetlilerinin göçü karşısında birden bire sınırlarını hatırlayıp bu sınırlara kadar es kaza ulaşabilmiş insanlara her zaman sahip olduğu o vahşi yüzünü gösteriveriyor.

Topraklarını kaybetmiş bu insanlar sınırlarda uygulanan şiddet yüzünden ölüyor ve korkunç derecede bir ayrımcılıkla aşağılanıyorlar.

Ve bütün bunlar aslında yanı başımızda olup biten şeyler. Her ölen mülteci ya da toprağından edilmiş sığınmacıyla aslında biz de biraz daha vicdanlarımızın kirletilmesine maruz kalmış oluyoruz.

İşte tam bu nokta da vicdanımız adına adımlar atmak gerektiğine inanıyor ve hepinizi 3-7 Eylül 2008 tarihlerinde Dikili Sınırlara Hayır Kampı'na davet ediyoruz.

# Umudun ve dayanışmanın en gerekli olduğu bir alanda, “göç, yerinden edilme, iltica ve sınır” sorunlarını birlikte düşünmek
# Sınırlarda yoğun bir biçimde yaşanan insan hakları ihlallerini engellemenin yollarını aramak
# Bir deneyim, bilgi ve iletişim ağı oluşturabilmek için

yaklaşık 20 ülkeden gelecek olan no-border aktivistleriyle yapacağımız bu kampa fikirleri ve önerileriyle beraber herkesi bekliyoruz.



İletişim için:

http://dikilinobordercamp.blogspot.com/
dikilinobordergonullu@gmail.com
iletisim@alakasizlar.org



---------------------------------------


Militarizme ve İktidarlara İnat Rock-A!

ALAKASIZLAR olarak Rock-A'daydık.

Aylar süren hazırlıkların ardından nihayet festival alanına yerleşme günü geldiğinde biz de Rock-A Gönüllüsü arkadaşlarla birlikte alana yerleşmek için 22 Haziran günü iki otobüs ve eşyalarımızı taşıyan bir kamyonetle yola çıktık.

Alana vardığımızda ilk yaptığımız şey henüz mekanı görmemiş olan arkadaşlarla keşfe çıkmak oldu. Ama bir yandan da gezici mutfağımız işe koyulmuş ve ekmek arası domatesleri ve çayı yapmaya başlamıştı.

Yemeğimizi yiyip çaylarımızı yudumladıktan sonra önümüzde duran bir yığın hazırlığın planını yapmak üzere alanda bulunan gölgeliklerin altında toplandık.

Bütün gönüllülerin bulunduğu bu toplantıda, alanı Rock-A ya hazırlamak için neler yapılacağı konuşuldu.

Bunun ardından Alakasızlar olarak kendi stand çalışmamız ve labirent hazırlıkları için yapacaklarımızı konuştuk ve işe koyulduk.

Festivale ilk katılımcıların geleceği güne kadar Rock-A Atölye Grubu sokak isimlerini, alanı süsleyecek pankartları ve dövizleri hazırlarken; biz de pankartlarımızı ve bayraklarımızı hazırladık, labirentimiz için uygun bir yer bulup inşaasına başladık.

Tüm bu coşkulu hazırlıklarımız devam ederken iktidarların böylesi bir biraraya gelişe tahammül edemeyeceklerini tahmin ediyorduk ki daha hazırlıkların ikinci gününde militarize güçler kapıya dayandılar. O sırada okey oynuyorduk ve onların okeye dördüncü olarak gelmediklerini biliyorduk. Ancak tehditleriyle ne oyunumuzu ne de moralimizi bozabildiler. Üzerimizde kurmaya çalıştıkları baskının dozunu her geçen gün biraz daha arttırmalarına rağmen çalışmalarımıza aynı hız ve coşkuyla devam ettik.

Festival günü gelip çattığında İzmir dışından gelen dostlarımızla birlikte atölyeler alanında standlarımızı açtık.

Labirentin, aksaklıklar yüzünden gecikmeli açılışı canımızı sıkar gibi olsa da açıldıktan sonra oluşan ilgiyi gördüğümüzde tüm can sıkıntımız uçup gitmişti.

Gündüzleri yürütülen sohbetler ve tanışmalar, geceleri ise Rock-A Sahnesi'nden dinlenen müzik festival coşkusunu yaşamamızı sağladı.

Bu arada festival alanında bir araya gelmiş binlerce insanın şenlikli karşı çıkışını baltalamak isteyen iktidarlar alana gelen herkesi tek tek kimlik ve GBT sorgulamasından geçirse de festival, coşkusundan hiçbir şey kaybetmeden devam etti.

Festivalin 2. günü günbatımında, İzmir dışından gelen arkadaşlarımızla birlikte meşalelerimiz, kara, kara-kızıl, kara-mor ve kara-yeşil bayraklarımızla ve
"Zalimlere Karşı- Akdeniz'de Anarşi"
sloganımızla yaptığımız yürüyüş ise festivali hareketlendirmek ve şenlikli karşı çıkışımızı haykırmak adına oldukça etkili oldu.

Festivalin son gününün biraz daha durgun geçmesi sayesinde arkadaşlarımızla sahilde bira içip muhabbet etme fırsatı bulabildik. Akşamında ise standlarımızı toplayıp İzmir dışından gelen arkadaşlarımızı uğurladık.

Pazartesi günü ise Rock-A gönüllüsü arkadaşlarla birlikte alanı toplayıp, eşyalarımızı hazırlayıp, Rock-A'yı hep birlikte yapmış olmanın mutluluğu ve tatlı yorgunluğuyla İzmir'e doğru yola koyulduk. Bir Rock-A'yı daha böyle bitirdik.



Zalimlere Karşı Akdeniz'de Anarşi

Akdeniz'in neşeli ve kararlı karşı çıkış festivalinde, Rock-A'dayız.
Ellerimizde meşelelerimiz ve kara, kara-kızıl, kara-mor ve kara-yeşil bayraklarımız var.
Festival Özgürlük ve Anarşi haykırışlarıyla çınlıyor.
Aramıza tanımadığımız yeni dostlar ekleniyor.
Akdeniz'e anarşiyi fısıldayan Hayal-ET'ler gibiyiz.
Zalimlere Karşı Hayalgücü Eyleme
Eylem Devrim Anarşi
Kapitalizm Savaşta Barışta Öldürür
Toprak Komün Özgürlük


---------------------------------------


27-28-29 Haziran'da Rock-A'dayız

Rock-A 2008 hazırlıkları son hızıyla devam ediyor. Alakasızlar olarak bir yandan tanıtımından planlanmasına kadar bütün Rock-A çalışmalarında bulunurken bir yandan da festival alanında kuracağımız kendi atölyelerimiz için hazırlıklar yapıyoruz.

Alternatif yaşamın demos'u olarak gördüğümüz Rock-A'nın festival alanında bu sene de alışılmışın dışında, ezber bozan atölye ve etkinliklerimizle yer alacağız.

Hazırladığımız etkinliklerden birinin belki de bu topraklarda ilk olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Sürpriz olmasını istediğimiz bu etkinlik için bir kaç ipucu vermek gerekirse... Bol miktarda emek ve tahta gerektiren, bolca kumaşın da kullanılacağı ve tabi ki asıl işlevinin uygarlık ve sistem çıkmazlarını göze sokan bir çalışma olacak.

Etkinliğin ne olduğunu merak eden ve amacından ötürü "Ben de bu işe yardımcı olurum." diyen arkadaşlar bize mutlaka ulaşsınlar. Böylece hem sistemin ve uygarlığın çıkmazlarını dayanışma içinde teşhir etmiş olalım hem de molalarımızda biralarımızı yudumlayalım.

Bira demişken... Rock-A festival alanı gerçekten bira içmek için biçilmiş bir kaftan. Burdan yola çıkarak, tepemizi yakan sıcağı az da olsa hafifleten, içimizi serinletip yorgunluğumuzu alan, dilimiz dolandığında çözen bu güzel içeceğe hakkını beraberce teslim etmek için "birA atölyesi" oluşturmaya karar verdik.

Tahmin edileceği gibi atölyenin tek ve yegane konusu bira olacak. Etrafımızı bira hikayeleri ve bira ile ilgili çizimlerin kapladığı bir alanda, birbirimize bira hakkında hikayeler anlatıp, biranın hem tarihsel serüveni hem de üretim aşaması üzerine sohbetler edeceğiz...Tabi ki bira içerek...

Rock-A süresince belki tanışmak, belki birlikte eğlenmek belki de yalnızca birlikte emek harcamak isteyen herkesi atölyelerimize bekliyoruz.

Rock-A'da bulusmak dileğiyle...

Hayal Etmek
Özgürleştirir

Kampanya çıkartma ve afişleri duvarları süslemeye başladı. Edinmek isteyen arkadaşlar bize ulaşabilirler.


Görsellerin tam hallerini
görmek için tıklayın...


iletisim@alakasizlar.org

Adres:
Kıbrıs Şehitleri Caddesi
1483 Sokak
No: 10
Alsancak / İZMİR