|
ANARŞİZM VE ŞİDDET Errico Malatesta
KENDİNİ SAVUNMA
Anarşistler her türlü şiddete karşıdırlar;
bunu herkes bilir. Şiddetin insan ilişkilerinden soyutlanması Anarşizmin temel
dayanağıdır. Bu jandarma'nın herhangi bir müdahalesi olmadan, bireyin özgürlüğüne
dayanan bir yaşamdır. İşte bu nedenle biz, işçilerin kendilerinin sömürülmesini
[kabullenmeye] mecbur kalmaları için --hatta onları sömürmek patronların
çıkarlarına olmadığı zamanlarda onları boştagezer ve aç bırakmak için,
jandarmanın korumasına dayanan kapitalizmin düşmanlarıyız. İşte bu nedenle,
biz toplumun zorbaca ve şiddetle örgütlenmesi olan Devlet'in düşmanlarıyız.
Ama eğer onurlu bir insan çıkıp da, [sadece] elinde
bir sopa [varken] arzularını başkalarına silah zoru ile dayatan birisiyle, bunun
[bu yaptığının] adaletsiz ve şeytanca olduğunu tartışmanın aptalca ve kaba olduğunu
inandığını belirtirse; bundan muhtamelen bu centilmenin kendisine dayak atılmasına,
ve kendisini savunmak için daha şiddetli araçlara başvurmadan başkalarının iradesine
kendini tabii kılınmasına müsade edeceğini çıkarsamak mantıksal mıdır?
Şiddet, ancak kendini ve başkalarını şiddete karşı
savunmak gerekli olduğunda savunulabilir. Gerekliliğin sona erdiği yerde suç başlar ...
Köle her zaman geçerli bir savunma durumundadır,
ve bu nedenle onun patrona, zulüm yapana karşı uyguladığı şiddet her zaman ahlaki
olarak savunulabilir; ve [bu] yanlızca insan çabası ve insan ıstırabından meydana
gelen en iyi ve en ekonomik
kullanım gibi şeyler gözönüne alınarak kontrol edilmelidir. [01]
Aynen aramızdaki en iyilerimizin sahip olduğu gibi,
samimi bir şekilde genel iyilik'den [etkilenerek] hareketlenen başka bazı insanlar,
partiler ve düşünce okulları vardır. Fakat Anarşistleri diğerlerinden ayıran şey gerçekte
onların insan ilişkilerindeki şiddete [karşı] olan nefretleridir ... Ama o zaman,
Anarşistlerin, ilan edilmiş nihai amaçlarına ters olmasına rağmen, neden bugünkü
(Faşizme karşı) mücadelede şiddeti savundukları ve kullandıkları sorulabilir.
Bu eleştiriler o kadar ileri bir noktaya varmakta ki, çok azı iyi niyetle ve
çoğunluğu kötü niyetle [olmak üzere], bazıları Anarşizmin ayırd edici özelliğinin
gerçekte şiddet olduğuna inanmışlardır. Soru sıkıntı verici gibi gözükebilir, ama
bir kaç kelime ile cevaplanabilir. İki insanın barış içinde yaşaması için her ikisinin
de barışı arzulaması gerekir; eğer birisi diğerini, kendisi için çalışmaya ve hizmet
etmeye mecbur kılmak amacı ile şiddet kullanmakta ısrar ederse, işte o zaman diğeri,
insan olarak onurunu korumak ve sefil bir köle durumuna düşürülmemek istiyorsa, barışa
olan düşkünlüğüne rağmen uygun araçlarla güce karşı koymaya mecbur olacaktır. [02]
SİYASİ-EKONOMİK DEVRİM
Hükümete karşı mücadele son kertede fiziki ve maddidir.
Hükümetler yasa yaparlar. Bu nedenle, yasayı
yürülüğe koymak için maddi güçlerini (polis ve ordu) kullanmak zorundadırlar, aksi
takdirde ona [yasaya] sadece isteyenler itaat edecektir; ve [bu durumda da] bu artık
yasa olmayacak, herkesin kabul ya da reddine açık bir öneriler manzumesi olacaktır.
Hükümetler bu güce sahiptirler, ve kendi gücünü sağlamlaştırmak için olduğu kadar;
emekçileri baskı altında tutarak ve sömürerek, yönetici sınıfların çıkarlarına
hizmet etmek amacıyla da, bunu [bu gücü] yasa aracılığı ile kullanırlar.
Hükümetin zulmünün karşısındaki tek sınır,
insanların kendi
kendilerine buna karşı çıkma yetisine sahip olduklarını gösterdikleri güçleridir.
Çatışma açık ya da örtük olabilir; ayaklanma tehlikesi
ile karşılaşıldığı zamanlar hariç, hükümet
memnuniyetsizliği ve halk direnişini dikkate almadığı için, [çatışma] her zaman vardır.
İnsanlar ayak sürüyerek [de olsa] yasaya uyduklarında,
ya da protestoları zayıf ve kelimelerle sınırlıyken, hükümet kendi çıkarınca çalışır ve
insanların gereksinimlerini gözardı eder; protestolar canlı, ısrarlı ve tehditkar
olduğunda ise, anlayışının az ya da çok olmasına bağlı olarak, [hükümet] ya taviz
verir ya da bastırma yoluna gider. Eğer hükümet taviz vermezse bu insanların
ayaklanmasına yol açacağı için; ve [aksi durumda] da, yani eğer hükümet taviz
vermenin önünü açarsa, yine insanların kendilerine olan güveni artacağı ve giderek
daha fazla taleplerde bulunmaları, ve özgürlük ile otorite arasındaki uyuşmazlık
iyice açık bir hale gelip, şiddet içeren
mücadelenin işin içine girmesi kaçınılmaz olduğu için, ayaklanma hep olacaktır.
İşte bu nedenle, [ayaklanma] olduğu zaman insanların
zaferle çıkması için, ahlaki ve maddi olarak hazırlanmak gerekir.[03]
Her ne kadar şiddetin kendisi bir şeytan olsa da,
bu devrim zorunlu olarak şiddet içerecektir. Bu şiddet içerecektir, çünkü insanlığın
büyük bir kısmını hizmetkarlık altında tutmak için kullanılan çok
daha büyük ve kalıcı şiddete son vermenin tek yolu geçici ve devrimci şiddettir. [04]
Burjuvazi (Üst Orta Sınıf - kapitalist sınıf)
asla mücadele etmeden kendisinin tasfiyesi edilmesine müsade etmeyecektir; ve
yasal olmayan araçlarla yasal düzenin ihlal edilmesine, yani coup de force
[güç kullanımı kaynaklı şiddetli bir darbe, saldırı] başvurmak zorunda kalınacaktır. [05]
Biz de bu şiddet içeren mücadele gereksiniminden
son derecede mutsuzuz. Sevgiyi kutsallaştıran, ve insanlar arasında anlaşma ve sevginin
mümkün olduğu bir toplumsal durumu başarmak için mücadele eden bizler; yönetici
sınıfların şiddetine karşı kendimizi şiddet kullanarak savunma mecburiyetinde kalan
bizler, herkesten daha çok acı çekmekteyiz. Ama bu, insanlığa eziyet eden, her gün
yaşanan acıları ve vahşice kasaplığı sona erdirmenin tek yoluyken, özgürleştirici
şiddetten vazgeçmek; onaylamadığımız sınıf karşıtlıklarını [ing.
antagonisms] ve onlardan kaynaklanan şeytanlıkları görmezlikten gelmek olacaktır. [06]
Biz ne bir şeyi zorla uygulatırız,
ne de şiddet kullanılarak yapılan dayatmalara teslim oluruz.
Biz hükümete karşı şiddet kullanma eğilimindeyiz,
çünkü hükümet tarafından güç kullanılarak köleleştiriliyoruz. Biz mülk sahiplerini
mülksüzleştirme eğilimindeyiz, çünkü onlar güç kullanarak hammaddeleri ve insan
emeğinin meyveleri olan refahı ellerinde tutuyorlar, ve onu
[şiddeti] kendi çıkarları için diğerlerini çalışmaya zorlamakta kullanıyorlar.
Kendi iradesini dayatmak ya da diğerlerinin emeğini
sömürmek, gerekli araçları elinde bulundurmak veya
tekrar ele geçirmek amacıyla kim güç kullanırsa, biz de güç kullanarak direneceğiz.
Devrimde kendini kitlelerin üstünde yükseltmek
isteyen her güce, her "diktatörlüğe" veya (Komünistler veya Faşist) "bileşenine"
karşı direneceğiz. Ve nasıl iktidara gelmiş olursa olsun, eğer cumhuriyetle insanları
itaat ettirmek için yasalar yapan, askeri ve cezai güçlerini kullanan bir hükümet
[ifade ediliyorsa],
nasıl monarşiye karşı savaşıyorsak, cumhuriyete karşı da savaşacağız.
Güce karşı savunma amacı ile güç kullanımının
geçerli olduğu bu durumlar haricinde, biz her zaman şiddete karşıyız, ve özbelirleme
[kendi kaderini tayin hakkı, ing. self-determination] taraftarıyız.[07]
TOPLUMSAL DEVRİM
Şeytandan kaçınma ve onu yoketme amacı ile
uyuşmaması nedeni ile teorik olarak; ve insan dayanışmasının ve bundan kaynaklanan
zayıf ve baskı altında olanı savunma görevinin reddedilmesi nedeni ile pratikte
ahlaki olarak; her tür olası ve uygun yoldan şeytana karşı "aktif" bir şekilde
direnç göstermemenin manasız olduğunu daha önce binlerce defa tekrar ettim.
Şiddetle doğan ve şiddetle varoluşunu sürdüren bir rejimin bunu karşılayacak
uygun bir şiddet olmadan yıkılabileceğini sanmıyorum; ve [aksini savunanların] ya
aptal ya da zulüm edenlerin kendi amaçlarıyla uyumlu şekilde yasaları değiştirebileceği
yasallığına güvenen aldatılmışlar olduğunu düşünüyorum. Ama insanlar arasında barışı,
herkes için adalet ve özgürlüğü amaçlayan bizler için, şiddetin özgürlüğün
kazanıldığı anda --yani savunma ve güvenliğin artık tehdit altında olmadığı
bir noktada-- sona erdirilmesi gereken hoş olmayan bir gereklilik olduğuna;
aksi takdirde ise insanlığa karşı bir suç haline geleceğine,
ve yeni baskıların ve adaletsizliklerin kaynağı olacağına inanıyorum. [08]
Biz ilke olarak şiddete karşıyız, ve
bu nedenle de toplumsal mücadelenin olabildiğince insani yürütülmesini arzularız.
Ama bu bizim onun daha az belirgin, daha az derinlikte [ing. throughgoing] olmasını
arzuladığımız anlamına gelmez; aslında yarım [uygulanan] tedbirlerin sadece
mücadeleyi uzatacağına, kaçınmak istenen şiddet biçimini daha da cesaretlendirirken,
onu [mücadeleyi] etkisizleştireceğine inanıyoruz. Bu süregiden ve olası saldırılara
karşı kendini savunma hakkımızı sınırlamamız anlamına gelir. Bize göre tahakküm
altındakiler her zaman geçerli bir savunma durumundadırlar ve ateş açılmadan
ayaklanma konusunda tamamen haklıdırlar; ve
saldırmanın genellikle en iyi savunma olduğu gerçeğinin de tamamen farkındayız ...
Üstesinden gelindiğinde yenilene karşı intikam,
hiç bitmeyen bir nefret, acımasızlık anlaşılabilir tepkilerdir; ve hatta çatışmanın
en ateşli zamanında, onuru acımasızca çiğnenenler ve en derin duyguları ayaklar
altına alınanların [bu yaptıkları] bağışlanabilir. Ama vahşi, insani olmayan
duyguları mazur görmek ve bunu bir ilke seviyesine yükseltmek, onları hareketin
bir taktiği olarak tavsiye etmek
(aynen Faşistlerin yaptığı gibi) hem şeytanidir, hem de karşı-devrimcidir.
Bizim için devrimin anlamı bir zorbanın başka
bir zorba ile, onun [uyguladığı] tahakkümün bizimkiyle yer değiştirmesi değildir.
Biz insanın maddi ve tinsel gelişmesini, yenen ile yenilen arasındaki tüm
ayrımların ortadan kalkmasını, tüm insanoğlu arasında candan bir kardeşliğin
sağlanmasını istiyoruz --bu olmadan tarih, aynen geçmişte olduğu gibi, gerçek
ilerlemenin zararına ve yenilenden hiç de az olmamak üzere yenenin de, yani tüm
herkesin zararına olacak şekilde tahakküm
ile isyanın birbirini takip edip durması şeklinde sürüp gidecektir. [09]
Düşmanın şiddetine direnmek için şiddetin
gerektiği oldukça açıktır; ve eğer insanlığın büyük bir kısmının etkisi altında
bulunduğu bugünkü örtülü kölelik durumunun devam etmesini ve daha da kötüleşmesini
arzulamıyorsak, onu [şiddet kullanımını] desteklemeli ve hazırlanmalıyız. Ama şiddet
kendi özünde hiçbir ülkü ışığı kalmadan ve hiçbir faydalı sonuç elde edilmeden,
devrimi vahşi bir mücadeleye dönüştürme tehlikesini barındırır; ve işte bu nedenle,
hareketin ahlaki amaçları ve şiddeti
kesin gereklilik sınırları içinde yapma gereği ve görevi vurgulanmalıdır.
Biz şiddetin biz kullandığımızda iyi,
başkaları bize karşı kullandığında kötü olduğunu söylemiyoruz. Biz şiddete
inananların talepleri karşısında, kendisini ya da diğerlerini savunmak amacı
ile kullanıldığında şiddetin geçerli, iyi, "ahlaki" ve aynı zamanda bir görev
olduğunu; [ama] eğer diğerlerinin özgürlüklerini
ihlal etmeye hizmet ederse şeytani ve ahlaksız olduğunu söylüyoruz ...
Pasifist değiliz, çünkü barış her iki tarafça istenmedikçe mümkün değildir.
Biz şiddetin savunma amacı ile, ama yanlızca
savunma amacı ile kullanılmasının bir gereklilik ve görev olduğunu düşünüyoruz.
Ve biz [bunu] sadece doğrudan, ani, fiziksel saldırılara karşı bir savunma anlamında
değil, aynı zamanda da insanları hizmetkar konumunda
tutmak için güç kullanan tüm kurumlara karşı savunma anlamında kullanıyoruz.
Faşizme karşıyız ve onun şiddetine daha büyük bir
şiddetle karşı çıkarak gücünün zayıflatılmasını arzuluyoruz. Ve her
şeyin ötesinde, kendisi kalıcı şiddet [demek] olan hükümete [devlete] karşıyız. [10]
Bana göre şiddet kendini savunmanın ötesinde
de geçerlidir, [yani] bize karşı kullanıldığında da
geçerlidir, ve bunu protesto etmemizin hiç bir bahanesi yoktur. [11]
DEVRİMDEN SONRA
İnsanların sözde yetersizliği konusunda, biz
kendimizi eski zorbaların yerine geçirme şeklindeki bir çözümü (Komünist ve
Sosyalistlerin yaptığı gibi) önermiyoruz.
Ancak özgürlük veya özgürlük için mücadele, özgürlüğün okulu olabilir.
Ama diyeceksiniz ki, bir devrimi başlatmak
ve onu sonuçlandırmak için silahlı olan bir güç [zor] gerekecektir. Bunu kim
inkar ediyor ki? Ama silahlı güçler ya da birçok silahlı devrimci gruplar, eğer
insanları özgürleştirmeye hizmet ederlerse ve otoriter bir hükümetin tekrar
ortaya çıkmasını engellerlerse, devrimci bir görev yapmış olacaklardır. Ama
belirli bir toplumsal örgüt biçimini ya da belirli bir partinin programını
dayatmak amacıyla kullanılmak için hazırlanmışlarsa, onlar tepkinin
araçları olacaklardır ve kendi başarılarını bizzat yok edeceklerdir ... [12]
Şeylerin gerekliliği itibari ile [doğası itibariyle],
bir şiddet eylemi olan devrim, şiddetin ruhunu sönümlendirmekten ziyade geliştirme
[arttırma] eğilimindedir. Ama Anarşistlerce anlaşıldığı şekli ile devrim, en az şiddetli
olanıdır; hükümet ve Burjuvazinin [şiddetine] karşı koymak için
[kullanılan] güç kullanma gereksinimi sona erer ermez, tüm şiddeti durdurmayı amaçlar.
Anarşistler şiddeti sadece geçerli [geçerliliği
savunulabilir] bir savunma aracı olarak kabul ederler; ve eğer bugün şiddetin
tarafındaysalar, bu tamamen kölelerin her zaman geçerli bir savunma durumunda
olduğuna inanmalarındandır. Fakat Anarşist ülkü şiddet faktörünün ortadan kaldırıldığı
bir toplum içindir; ve onların bu ülküsü fiziksel bir eylem olarak devrimin
geliştirme eğiliminde olduğu intikam ruhunu sınırlamaya, düzeltmeye ve ortadan
kaldırmaya yardım eder. Ne olursa olsun, çözüm asla şiddetin hükümet veya
diktatörlüğün elinde örgütlenmenmesi ve konsolidasyonu, yani kaba kuvvet
ve polis --ve ordu-- güçlerinin otoritesinin kabul edilmesi değildir. [13]
"PASİF DİRENİŞ"E KARŞI
... Teröristlerin yaptıklarının tersi olan,
başka bir hata Anarşist Hareketi tehdit etmektedir. Kısmen son yıllarda şiddetin
istismar edilmesine tepki olarak, kısmen de hristiyanlık fikirlerinin yansımasının
bir sonucu olarak, ve her şeyin üstünde de popülaritesini ve prestijini yazarının
zekası ve yüksek ahlaki niteliklerine borçlu olan Tolstoy'un mistik öğretilerinin
[etkisi ile]; Anarşistler temel ilkesinin saldırgana zarar vermektense bireylerin
kendilerinin ve diğerlerinin cezalandırılmasına ve hor görülmesine razı olması
olduğu, pasif direnişe
ciddi derecede önem vermeye başladılar. Bu "pasif anarşi" olarak adlandırılan şeydir.
Benim yararsız ve zararlı şiddetten
kaçınmamdan hayal kırıklığına uğrayan bazılarının benim Tolstoycu eğilimler
gösterdiğimi belirtmeleri nedeniyle bu fırsatı kullanarak belirtiyorum ki,
bence bu doktrin ne kadar fedakarca gözükürse gözüksün, aslında içgüdülerin
ve toplumsal görevlerin bir yadsımasıdır. Bir adam, eğer çok iyi bir ...
hristiyansa, elinin altındaki her türlü silahı kullanarak kendini savunmazsa
her tür kışkırtmadan zarar görebilir, ve hala bir ahlak adamı olarak da kalır.
Ama eğer diğerlerini savunmak için hiç bir çaba harcamadan onların
cezalandırılmasına --bilinçsizce olsa bile-- müsade ederse, bu halde
pratikte en aşırı egoist olmayacak mıdır? Örneğin, eğer o bir sınıfın
mutlak sefillik [koşullarına] düşürülmesini, saldıranın kanının dökülmesindense
insanların istilacılarca boğazlanmasını,
insanın yaşamının ya da hürriyetinin çiğnenmesi gerektiğini tercih ederse?
"Pasif Direniş"in etkin bir silah olduğu durumlar
olabilir, bu durumda en iyi silah olacaktır; çünkü [bu] insanın acı çekmesi [açısından]
en ekonomik [yöntem] olacaktır. Ama çoğunlukla, "pasif direniş"i öne sürmek yanlızca
zulmedenlerin [hissetikleri] isyan korkusunu yatıştırmaya
hizmet eder, ve bu nedenle de tahakküm altında olanların amacına ihanet eder.
Her ikisinin de mistik olması açısından, hem
teröristlerin hem de Tolstoycuların, az veya çok benzer sonuçlara varmaları ilginçtir.
İlk bahsedilenler [teröristler], ülküleri zafere ulaştığı müddetçe insanlığın yarısını
yoketmekten çekinmeyecektirler; sonrakilerse [Tolstoycular], ilkelerini ihlal etmektense
tüm insanlığın büyük bir acının boyunduruğu altında kalmasına razı olacaklardır.
Ben kendi adıma bir insanı kurtarmak için
dünyadaki tüm ilkeleri çiğneyebilirim; buysa aslında şu ilkeyle [ilgili bir]
sorundur, bence tüm ahlaki ve sosyolojik ilkeler şu tek bir ilkeye
indirgenmektedir: insanlığın iyiliği, tüm insanlığın iyiliği. [14]
Notlar:
[01] Umanita Nova, 25 Ağustos, 1921.
[02] Pensiero e Volontá, 1 Eylül, 1924.
[03] Programma Anarchico, Bologna, Temmuz 1920.
[04] Umanita Nova, 12 Ağustos, 1920.
[05] Umanita Nova, 9 Eylül, 1921.
[06] Umanita Nova, 27 Nisan, 1920.
[07] Umanita Nova, 9 Mayıs, 1920.
[08] Pensiero e Volontá, 16 Nisan, 1925.
[09] Fede!, 28 Ekim, 1923.
[10] Umanita Nova, 21 Ekim, 1922.
[11] Il Risveglio, 20 Aralık, 1922.
[12] Fede!, 25 Kasım, 1923.
[13] Umanita Nova, 18 Temmuz, 1920.
[14] Anarchia (Numero Unico), Ağustos 1896
Çeviri : Anarşist Bakış Kaynak: "Anarchism and Violence"
|