|
DEVRİME GİDEN YOL? Uri Gordon
30 Aralık 2008 Salı
Atina'da, 15 yaşındaki
Alexandros Grigoropoulos'un polis tarafından sebepsiz yere öldürülmesinin üstünden
3 hafta gecti ve Yunanistan'ı içine ceken isyanlar azalmadı.
Başkentteki üç üniversitede(ekonomi, politeknik ve hukuk fakültesi) öğrenci
işgallerinin yakında sona ermesi beklenirken, yapılacak olan büyük eylem planları(9 ocak),
protestolar, sokak çatışmaları, televizyon ve radyo istasyonlarına yapılan gasplar tüm
hızıyla sürüyor.
Yunanistan'da, bir blogçu tarafından bu hafta
şu yazıldı: "Oraya, buraya, her yere gitmekle görevliyiz; ancak tarihin sadece
izleyicileri olarak koltuklarımıza ya da evlerimizin vicdanlarımızı donduran
sıcağına değil. Ayrıca, enternasyonal dalgalanmalar elle tutulur ve hissedilmekte.
Dayanışma gösterileri ve Yunan elçiliklerine olan saldırılar dünyaya yayılmış durumda;
Moskova'dan New York'a ve Kopenhag'tan Meksika'ya.. Öğrenciler tarafından basılan,
dağıtılan bildiriler ve manifestolar ve Yunan okullarındaki toplantıların ingilizce,
fransızca, italyanca, türkçe ve sırpça olarak doğrudan çevirileri
yapılıyor ve çevrimiçi olarak postalanıyor.
İsyanın ilk birkaç gününde, meydana
gelmekte olan tüm dayanışma eylemlerinin listesi internette bir araya
getirilmeye çalışılıyordu ancak bunun imkansız olduğu ortaya çıktı:
Abartısız yüzlerce vardı; binlerce insan sokaklara dökülmüştü. Geçtiğimiz
cumartesi, polis şiddetine karşı yapılan küresel eylem gününde-
30 dan fazla şehirde-dünya çapında gösteriler gerçekleştirildi.
Birleşmiş basın mensupları, rüşvetçi devletin
getirdiği huzursuzluk ve hayal kırıklığının, global mali krizin ve güvenli ,
sosyal hakları göz önünde bulunduran iş imkanlarının kıtlığı ile yüzyüze gelen
Yunan gençlerindeki hoşnutsuzlugun sebeplerini açıklamak için çeşitli teoriler
teşhir etti: "Nesnel koşullara kör bir tepki olarak isyanlar" yada "isyanlar,
nesnel koşullara kör bir tepki"
Fakat tüm bunlar ses çıkarmamaya
yönelik ve tuzaga düşürücü,kasıtlı açıklamalar ve başkaldırının açık,kesin
olan dürtü ve sebebini görmezden geliyor.
Atina Ekonomi Okulu'nu işgal eden öğrenciler tarafından verilen bildiriler
olayı nasıl gördüklerini açıkça gösteriyor: "Demokratik rejim-kendi huzurlu,
barışçıl çerçevesinde-her gün bir Alex öldürmez, çünkü milyonlarca Ahmetler,
Fatimalar,Jorjeler, Jin Tiaolar, ve Benajirler öldürür çünkü o:
sistematik ve yapısal olarak , pişmanlık duymaksızın üçüncü dünyanın bütününü öldürüyor.
Normalliğin kardinalleri domuz Korkoneas'in (Alex'i vuran)
mermisi tarafından çiğnenen kanun için ağlıyorlar, fakat kanunun gücünün yalnızca güçlünün
gücü olduğunu kim bilmez? Bu öyle bir kanun ki; şiddet üzerinde şiddet egzersizine izin
verir. Sondan, acı sona yasa geçersizdir, hiçbir anlam içermez,
cezanın şifreli gücünden başka hedefi olmayan bir kanundur.
Ya da başka bir- isimsiz- bildiride
şöyle denilmiş: "Neyin peşindeyiz? Eşitlik. Siyasi, ekonomik ve sosyal.
Tüm insanlar arasında. Köle tüketicileri, meta ve özne olmayı reddetmeye
ikna etme imkânımız oldukça sınırlı. Ne yapabiliriz? Marketlere zarar ver
ve yağmala, malları herkese dağıt, ve eşitsizliğe dayanak olan efsaneyi yok et!
Bütün bunlar, anlaşılmaz bir şikayet ya da tek olaylık bir protesto değil,
bu özbeöz anarşist devrim!
Yunanistan' da olanların kapitalist sistemin
kendisine ve bu sistemi güçlendiren devletlere karşı olan, ileriye yönelik sosyal
bir başkaldırı olmasını anaakım medyası , basitçe, sindiremiyor. Şunu kabul etmenin
zamanı: Yunan anarşist hareket, kendinden birinin öldürülmesinden sonra, başarıyla
inisiyatifi ele geçirdi; meseleleri geniş kamuoyunun -
çoğu genç gerçi - ilgisini çekecek biçimde ifade ederek.
Az sayıda insan farkett ki: Yunan anarşist hareket dünyadaki hareketlerin,
hissedilebilir şekilde, en büyüğüdür. Bu hareket ayrıca, 1967'den 1974'e dek
olan askeri diktatörlüğe karşı olan direnişin mirasından ve onun engin sosyal
desteginden yararlanmaktadır. Yüksek gerilimli gösteriler Yunanistan'da bir
devamlılık meselesi..Anarşistler ve polisler için, Selanik ve Atina sokaklarında
sıcak sokak çatışmaları yapmak, pratik olarak iki ayda bir meydana gelen bir olay.
Son olan olaylar,sadece süreklilik ve
genişlikleri ile dikkat çekici- saldırganlık seviyeleri ile değil.
Değeri seyrek olarak anlaşılan başka
bir faktör de:Yunanistan, normal olarak, güvenlik mekanizmasının, görece
sıkı tutulduğu bir ülke. Mesela, Uluslararası Gizlilik Hakkı Örgütünün,
izlediği ülkeler üzerindeki değerlendirmesine göre, Yunanistan, devlet
istihbarat gücünün vatandaşlara karşı suistimalini engellemek için "yetkin
korumaların" bulunduğu tek ülke. Diktatörlüğün kalıntıları, orta sınıflar arasında bile,
polisin doğal olarak baskıcı olduğu izlenimini bıraktı.
Yunanistan'daki isyan anti-kapitalist
devrim ile sonuçlanacak mı? Sadece, sosyal dokuda açtıkları boşluk, toplumun
diğer kesimlerinin büyümesine ve eskilerinin yıkımıyla halka dayalı yeni kurumların
yaratılmasına imkân vererek genişler ve derinleşirse. Bürokratik işçi sendikaları ve
Komünist Parti isyanı yerelleştirdikçe ve kendi politik hedefini polisin
silahsızlaştırılmasıyla sınırladıkça, bu kısa sürede mümkün görünmüyor.
Fakat hiç şüphe yok ki: Yaklaşan ekonomik
buhran ve çevre kirliliği döneminde, Batı ülkelerinde neler olacağına dair yeni
değerlendirmeler yapılıyor. Avrupa hükümeti, şüphesiz, ve büyüyeceği tahmin edilen
iç huzursuzluğu önlemek için gözetim ve tedbirlerini arttıracak. Ancak bunlar, ardı
ardına gelen krizler güç ve ayrıcalıkları sorgulamaya çağırdıkça, nüfusu baskı altında
tutmakta yetersiz kalacaktır.
Uri Gordon "Anarchy Alive!: Anti-Authoritarian Politics from Practice to Theory" yazarı (Pluto Press); www.anarchyalive.com.
|
|