Rock-A'da bir gün batımını meşelelerimiz ve bayraklarımızla karşıladık. İzmir dışından gelen dostlarımızla planladığımız yürüyüş hareket ettiğimizde eklenenlerle birdenbire kalabalıklaşıverdi.
"Kapitalizm Savaşta Barışta Öldürür!", "Eylem Devrim Anarşi!" "Toprak Komün Özgürlük!", "Zalimlere Karşı Hayalgücü Eyleme!" sloganları ve elbette yürüyüşe damgasını vuran ve bulunulan mekana anlamını veren sloganımızla festival coşkusunu alanın her yanına taşıdık:

" Zalimlere Karşı
Akdeniz'de Anarşi! "

Yürüyüş Fotoğrafları için... Devam

iletisim@alakasizlar.org

Dikili Sınırlara Hayır Kampı İçin
Basın Açıklaması

Dikili Sınırlara Hayır Kampı İçin Basın Açıklaması Yapıldı
(3-7 Eylül 2008)

Dikili No Border Camp 2008 için dün (26 Ağustos) Alsancak Kıbrıs Şehitlerinde bir basın açıklaması yapıldı.

Basın açıklamasına hem basının hem de yoldan geçenlerin ilgisi oldukça iyiydi. Yoldan geçenlerin ilgisini herhalde kendilerini şeritlerle sınırlar arasına sokan eylemcilerin halleriydi.

Açıklama sırasında yanımızda 10 ayrı dilde "Sınırlara Hayır!" yazılı bir pankart, afişler, dövizlerimiz ve el ilanlarımız vardı. Açıklamanın ardından "Sınırlara Hayır! Herkes İçin Özgürlük" sloganı eşliğinde önümüzdeki sınırları parçalayarak dışarı çıktık.

Açıklama sırasında Rusya'dan ve Avusturya'dan gelen aktivist arkadaşlarımız da yanımızdaydı. Zaten tam da etkinliğin ruhuyla tüm hazırlıkları sınırları aşıp gelen bu aktivist arkadaşlarımızla yaptık. Kampın da bu dayanışma ruhuyla geçecek olması oldukça mutluluk verici.

İletişim için:

http://dikilinobordercamp.blogspot.com/
dikilinobordercamp@gmail.com
iletisim@alakasizlar.org



Basın Açıklaması Fotoğrafları

Basın Açıklaması Metnimiz

Dünyamızdaki siyasi, ekonomik, ekolojik gelişmeler nüfus hareketlerinin artarak devam edeceğini gösteriyor.

Kuzey ve güney ülkeleri arasında derinleşen zenginlik uçurumu, ülke işgalleri ve iç savaşlar, farklı bölgelerde artmakta olan etnik ve siyasal çatışmalar, gittikçe derinleşen ekolojik kriz milyonlarca insanı doğdukları ülkeler dışında yaşamaya zorlamaktadır.

Bu durum dünyadaki bütün ülkeleri ya göç alan, ya göç veren ya da ikisini birden yaşayan ülkeler konumuna getirmektedir. Bu göçlerin yönü çoğunlukla yoksul olandan zengin olana yani doğudan batıya ya da güneyden kuzeye doğru ilerlemektedir.

Topraklarımız ise bahsi geçen göç yönü açısından sıklıkla kullanılan bir geçiş hattı konumunda. Bu da aslında umuda yapılan bu göçlerde yaşanan trajediye yabancı olmadığımız anlamına geliyor.

1994 yılından bugüne (Ağustos 2008) Ege Denizi'nde 435 kişi ölmüş, 461 kişi ise kaybolmuştur. Basına yansıyan bilgilere göre yalnızca 2007 yılında Ege Denizi'nde meydana gelen deniz kazalarında 96 kişi ölmüş, 116 kişi ise kaybolmuştur

Tanığı olmak zorunda kaldığımız bu trajik insanlık durumu, yaşananların çok küçük bir bölümü ve buzdağının görünen yüzüdür.

Öte yandan kendi yoksulluklarından kaçmak için yollara düşen binlerce insana sınırlarda, o sınırların bekçileri olan devletlerce sınırsız bir şiddet ve ayrımcılık uygulanmaktadır.

Bizler
- Umudun ve dayanışmanın en gerekli olduğu bir alanda, "göç, yerinden edilme, iltica ve sınır" sorunlarını birlikte düşünmek,
- Sınırlarda yoğun bir biçimde yaşanan insan hakları ihlallerini engellemenin yollarını aramak,
- Bir deneyim, bilgi ve iletişim ağı oluşturabilmek için,

yaklaşık 10 ülkeden gönüllülerin katılımıyla bir "Sınırlara Hayır" kampı düzenliyor ve topraklarımızda ilk kez deneyimlenecek bu etkinlik için yurtdışından ve yurt içinden duyarlı herkesi bu kampa katılmaya çağırıyoruz.

Dikili Sınırlara Hayır Kampı İnisiyatifi

------------------------------

Sınırlara Hayır Kampı İçin Çağrı

Dikili'de Sınırlara Hayır Kampı (3-7 Eylül 2008)

Kampın ayrıntıları hakkında bilgi ve çağrı metni için tıklayın

Devletler ve tüm iktidarlar var oldukları günden bu yana varlıklarını devam ettirebilmek için daima etraflarına sınırlar çizmişlerdir. Böylece kendi iktidar alanlarını garantiye alarak kurdukları sömürü ve zulüm çarklarını 'tehditler'den uzak tuttuklarını düşünmüşlerdir.

Dünyanın geri kalanının tamamını sömürüp semirerek varlıklarını devam ettiren 'gelişmiş' kapitalist kuzey ülkeleri bu sömürüden gasp ettikleriyle refah içinde yaşarken dünyanın geri kalanının payına her zaman açlık, yoksulluk, savaş ve kan düşer.

Bugün kuzey ve güney ülkeleri arasındaki gelir ve refah uçurumunun en iyi göstergesi ise sınırlardır. Yaşadıkları yoksulluk, açlık ya da savaşlar yüzünden topraklarını terketmek zorunda kalan ya da zorla terkettirilen milyonlarca insan, refahı yaşayabilecekleri umuduyla zengin batı ve kuzey ülkelerine doğru zorunlu göç yolculuklarına çıkıyor. Fakat bu göçlerin neredeyse tamamı akıl almaz bir zulümle son buluyor. Sömürü söz konusu olduğunda sınır tanımayan kapitalist ülkeler mesele aç bıraktıkları dünyanın lanetlilerinin göçü karşısında birden bire sınırlarını hatırlayıp bu sınırlara kadar es kaza ulaşabilmiş insanlara her zaman sahip olduğu o vahşi yüzünü gösteriveriyor.

Topraklarını kaybetmiş bu insanlar sınırlarda uygulanan şiddet yüzünden ölüyor ve korkunç derecede bir ayrımcılıkla aşağılanıyorlar.

Ve bütün bunlar aslında yanı başımızda olup biten şeyler. Her ölen mülteci ya da toprağından edilmiş sığınmacıyla aslında biz de biraz daha vicdanlarımızın kirletilmesine maruz kalmış oluyoruz.

İşte tam bu nokta da vicdanımız adına adımlar atmak gerektiğine inanıyor ve hepinizi 3-7 Eylül 2008 tarihlerinde Dikili Sınırlara Hayır Kampı'na davet ediyoruz.

# Umudun ve dayanışmanın en gerekli olduğu bir alanda, “göç, yerinden edilme, iltica ve sınır” sorunlarını birlikte düşünmek
# Sınırlarda yoğun bir biçimde yaşanan insan hakları ihlallerini engellemenin yollarını aramak
# Bir deneyim, bilgi ve iletişim ağı oluşturabilmek için

yaklaşık 20 ülkeden gelecek olan no-border aktivistleriyle yapacağımız bu kampa fikirleri ve önerileriyle beraber herkesi bekliyoruz.



İletişim için:

http://dikilinobordercamp.blogspot.com/
dikilinobordergonullu@gmail.com
iletisim@alakasizlar.org



---------------------------------------


Militarizme ve İktidarlara İnat Rock-A!

ALAKASIZLAR olarak Rock-A'daydık.

Aylar süren hazırlıkların ardından nihayet festival alanına yerleşme günü geldiğinde biz de Rock-A Gönüllüsü arkadaşlarla birlikte alana yerleşmek için 22 Haziran günü iki otobüs ve eşyalarımızı taşıyan bir kamyonetle yola çıktık.

Alana vardığımızda ilk yaptığımız şey henüz mekanı görmemiş olan arkadaşlarla keşfe çıkmak oldu. Ama bir yandan da gezici mutfağımız işe koyulmuş ve ekmek arası domatesleri ve çayı yapmaya başlamıştı.

Yemeğimizi yiyip çaylarımızı yudumladıktan sonra önümüzde duran bir yığın hazırlığın planını yapmak üzere alanda bulunan gölgeliklerin altında toplandık.

Bütün gönüllülerin bulunduğu bu toplantıda, alanı Rock-A ya hazırlamak için neler yapılacağı konuşuldu.

Bunun ardından Alakasızlar olarak kendi stand çalışmamız ve labirent hazırlıkları için yapacaklarımızı konuştuk ve işe koyulduk.

Festivale ilk katılımcıların geleceği güne kadar Rock-A Atölye Grubu sokak isimlerini, alanı süsleyecek pankartları ve dövizleri hazırlarken; biz de pankartlarımızı ve bayraklarımızı hazırladık, labirentimiz için uygun bir yer bulup inşaasına başladık.

Tüm bu coşkulu hazırlıklarımız devam ederken iktidarların böylesi bir biraraya gelişe tahammül edemeyeceklerini tahmin ediyorduk ki daha hazırlıkların ikinci gününde militarize güçler kapıya dayandılar. O sırada okey oynuyorduk ve onların okeye dördüncü olarak gelmediklerini biliyorduk. Ancak tehditleriyle ne oyunumuzu ne de moralimizi bozabildiler. Üzerimizde kurmaya çalıştıkları baskının dozunu her geçen gün biraz daha arttırmalarına rağmen çalışmalarımıza aynı hız ve coşkuyla devam ettik.

Festival günü gelip çattığında İzmir dışından gelen dostlarımızla birlikte atölyeler alanında standlarımızı açtık.

Labirentin, aksaklıklar yüzünden gecikmeli açılışı canımızı sıkar gibi olsa da açıldıktan sonra oluşan ilgiyi gördüğümüzde tüm can sıkıntımız uçup gitmişti.

Gündüzleri yürütülen sohbetler ve tanışmalar, geceleri ise Rock-A Sahnesi'nden dinlenen müzik festival coşkusunu yaşamamızı sağladı.

Bu arada festival alanında bir araya gelmiş binlerce insanın şenlikli karşı çıkışını baltalamak isteyen iktidarlar alana gelen herkesi tek tek kimlik ve GBT sorgulamasından geçirse de festival, coşkusundan hiçbir şey kaybetmeden devam etti.

Festivalin 2. günü günbatımında, İzmir dışından gelen arkadaşlarımızla birlikte meşalelerimiz, kara, kara-kızıl, kara-mor ve kara-yeşil bayraklarımızla ve
"Zalimlere Karşı- Akdeniz'de Anarşi"
sloganımızla yaptığımız yürüyüş ise festivali hareketlendirmek ve şenlikli karşı çıkışımızı haykırmak adına oldukça etkili oldu.

Festivalin son gününün biraz daha durgun geçmesi sayesinde arkadaşlarımızla sahilde bira içip muhabbet etme fırsatı bulabildik. Akşamında ise standlarımızı toplayıp İzmir dışından gelen arkadaşlarımızı uğurladık.

Pazartesi günü ise Rock-A gönüllüsü arkadaşlarla birlikte alanı toplayıp, eşyalarımızı hazırlayıp, Rock-A'yı hep birlikte yapmış olmanın mutluluğu ve tatlı yorgunluğuyla İzmir'e doğru yola koyulduk. Bir Rock-A'yı daha böyle bitirdik.

iletisim@alakasizlar.org

Yalnızlaştıran, yalıtan ve (başka) bir çıkışın olmadığına inandırmaya çalışan iktidarlara inat bir yıllık bir hayali gerçekleştirmek için Rock-A'daydık.

Bir sürü çıkmaz sokaktan oluşan bu sistemi ve uygarlığın pisliklerini bize gerçek olarak dayatanların maskelerini indirip gerçek dedikleri kayboluşa hayallerimizi kuşanarak saldırdık.

Özgürlğün, tüketimde ve kapitalizmin ışıklı yalanlarında değil, isyanda ve karşılıklı yardımlaşmada olduğunu anlatmak için bir labirentin özgürlüğe açılan kapısından daha iyi ne olabilir ki?

Bir çok insanın emeği ve dayanışmasıyla inşaa ettiğimiz Sistem Labirenti Rock-A 2008'in en çok ilgi çeken atölye çalışması olarak akıllarda kaldı.

Labirent Fotoğrafları için... Devam

iletisim@alakasizlar.org