Basın açıklamasına hem basının hem de yoldan
geçenlerin ilgisi oldukça iyiydi.
Yoldan geçenlerin ilgisini herhalde kendilerini şeritlerle sınırlar arasına sokan
eylemcilerin halleriydi.
Açıklama sırasında yanımızda
10 ayrı dilde "Sınırlara Hayır!"
yazılı bir pankart, afişler, dövizlerimiz ve el ilanlarımız vardı.
Açıklamanın ardından
"Sınırlara Hayır! Herkes İçin Özgürlük" sloganı eşliğinde önümüzdeki sınırları parçalayarak
dışarı çıktık.
Açıklama sırasında Rusya'dan ve Avusturya'dan gelen
aktivist arkadaşlarımız da yanımızdaydı. Zaten tam da etkinliğin ruhuyla tüm
hazırlıkları sınırları aşıp gelen bu aktivist arkadaşlarımızla yaptık. Kampın da bu
dayanışma ruhuyla geçecek olması oldukça mutluluk verici.
İletişim için:
http://dikilinobordercamp.blogspot.com/
dikilinobordercamp@gmail.com
iletisim@alakasizlar.org
|
|
|
|
|
Basın Açıklaması Fotoğrafları |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Basın Açıklaması Metnimiz
Dünyamızdaki siyasi, ekonomik, ekolojik gelişmeler
nüfus hareketlerinin artarak devam edeceğini gösteriyor.
Kuzey ve güney ülkeleri arasında derinleşen zenginlik
uçurumu, ülke işgalleri ve iç savaşlar, farklı bölgelerde artmakta olan etnik ve siyasal
çatışmalar, gittikçe derinleşen ekolojik kriz milyonlarca insanı doğdukları ülkeler
dışında yaşamaya zorlamaktadır.
Bu durum dünyadaki bütün ülkeleri ya göç alan,
ya göç veren ya da ikisini birden yaşayan ülkeler konumuna getirmektedir. Bu göçlerin
yönü çoğunlukla yoksul olandan zengin olana yani doğudan batıya ya da güneyden kuzeye
doğru ilerlemektedir.
Topraklarımız ise bahsi geçen göç yönü açısından
sıklıkla kullanılan bir geçiş hattı konumunda. Bu da aslında umuda yapılan bu göçlerde
yaşanan trajediye yabancı olmadığımız anlamına geliyor.
1994 yılından bugüne (Ağustos 2008) Ege Denizi'nde
435 kişi ölmüş, 461 kişi ise kaybolmuştur. Basına yansıyan bilgilere göre yalnızca 2007
yılında Ege Denizi'nde meydana gelen deniz kazalarında 96 kişi ölmüş, 116 kişi ise
kaybolmuştur
Tanığı olmak zorunda kaldığımız bu trajik insanlık
durumu, yaşananların çok küçük bir bölümü ve buzdağının görünen yüzüdür.
Öte yandan kendi yoksulluklarından kaçmak için
yollara düşen binlerce insana sınırlarda, o sınırların bekçileri olan devletlerce
sınırsız bir şiddet ve ayrımcılık uygulanmaktadır.
Bizler
- Umudun ve dayanışmanın en gerekli olduğu bir alanda, "göç, yerinden edilme, iltica ve sınır" sorunlarını birlikte düşünmek,
- Sınırlarda yoğun bir biçimde yaşanan insan hakları ihlallerini engellemenin yollarını aramak,
- Bir deneyim, bilgi ve iletişim ağı oluşturabilmek için,
yaklaşık 10 ülkeden gönüllülerin katılımıyla bir
"Sınırlara Hayır" kampı düzenliyor ve topraklarımızda ilk kez deneyimlenecek bu
etkinlik için yurtdışından ve yurt içinden duyarlı herkesi bu kampa katılmaya
çağırıyoruz.
Dikili Sınırlara Hayır Kampı İnisiyatifi
| |
|
|
|
------------------------------
Sınırlara Hayır Kampı İçin Çağrı
Dikili'de Sınırlara Hayır Kampı (3-7 Eylül 2008)
Kampın ayrıntıları hakkında bilgi ve çağrı metni için tıklayın
Devletler ve tüm iktidarlar var oldukları günden bu yana
varlıklarını devam ettirebilmek için daima etraflarına sınırlar çizmişlerdir.
Böylece kendi iktidar alanlarını garantiye alarak kurdukları sömürü ve zulüm
çarklarını 'tehditler'den uzak tuttuklarını düşünmüşlerdir.
Dünyanın geri kalanının tamamını sömürüp semirerek
varlıklarını devam ettiren 'gelişmiş' kapitalist kuzey ülkeleri bu
sömürüden gasp ettikleriyle
refah içinde yaşarken dünyanın geri kalanının payına her zaman açlık,
yoksulluk, savaş ve kan düşer.
Bugün kuzey ve güney ülkeleri arasındaki gelir ve refah uçurumunun
en iyi göstergesi ise sınırlardır. Yaşadıkları yoksulluk, açlık ya da savaşlar yüzünden topraklarını
terketmek zorunda kalan ya da zorla terkettirilen milyonlarca insan, refahı yaşayabilecekleri
umuduyla zengin batı ve kuzey ülkelerine doğru zorunlu
göç yolculuklarına çıkıyor. Fakat bu göçlerin neredeyse tamamı akıl almaz bir zulümle
son buluyor. Sömürü söz konusu olduğunda sınır tanımayan kapitalist ülkeler
mesele aç bıraktıkları dünyanın lanetlilerinin göçü karşısında birden bire sınırlarını
hatırlayıp bu sınırlara kadar es kaza ulaşabilmiş insanlara her zaman sahip olduğu o
vahşi yüzünü gösteriveriyor.
Topraklarını kaybetmiş bu insanlar sınırlarda uygulanan şiddet yüzünden
ölüyor ve korkunç derecede bir ayrımcılıkla aşağılanıyorlar.
Ve bütün bunlar aslında yanı başımızda olup biten şeyler. Her ölen
mülteci ya da toprağından edilmiş sığınmacıyla aslında biz de biraz daha vicdanlarımızın
kirletilmesine maruz kalmış oluyoruz.
İşte tam bu nokta da vicdanımız adına adımlar atmak gerektiğine
inanıyor ve hepinizi 3-7 Eylül 2008 tarihlerinde Dikili Sınırlara Hayır Kampı'na
davet ediyoruz.
# Umudun ve dayanışmanın en gerekli olduğu bir alanda, “göç, yerinden edilme,
iltica ve sınır” sorunlarını birlikte düşünmek
# Sınırlarda yoğun bir biçimde yaşanan insan hakları ihlallerini
engellemenin yollarını aramak
# Bir deneyim, bilgi ve iletişim ağı oluşturabilmek için
yaklaşık 20 ülkeden gelecek olan no-border aktivistleriyle yapacağımız bu kampa
fikirleri ve önerileriyle beraber herkesi bekliyoruz.
İletişim için:
http://dikilinobordercamp.blogspot.com/
dikilinobordergonullu@gmail.com
iletisim@alakasizlar.org
---------------------------------------
Militarizme ve İktidarlara İnat Rock-A!
ALAKASIZLAR
olarak Rock-A'daydık.
Aylar süren hazırlıkların ardından nihayet festival
alanına yerleşme günü geldiğinde biz
de Rock-A Gönüllüsü arkadaşlarla birlikte alana yerleşmek
için 22 Haziran günü iki
otobüs ve eşyalarımızı taşıyan bir kamyonetle yola çıktık.
Alana vardığımızda ilk yaptığımız şey henüz mekanı görmemiş olan
arkadaşlarla keşfe çıkmak oldu. Ama bir yandan da gezici mutfağımız işe koyulmuş
ve ekmek arası domatesleri ve çayı yapmaya başlamıştı.
Yemeğimizi yiyip çaylarımızı yudumladıktan sonra önümüzde duran bir yığın
hazırlığın planını yapmak üzere alanda bulunan gölgeliklerin altında toplandık.
Bütün gönüllülerin bulunduğu bu toplantıda, alanı Rock-A ya
hazırlamak için neler yapılacağı konuşuldu.
Bunun ardından Alakasızlar olarak kendi stand çalışmamız ve
labirent hazırlıkları için yapacaklarımızı konuştuk ve işe koyulduk.
Festivale ilk katılımcıların geleceği güne kadar
Rock-A Atölye Grubu sokak isimlerini,
alanı süsleyecek pankartları ve dövizleri hazırlarken; biz de pankartlarımızı ve
bayraklarımızı hazırladık, labirentimiz için uygun bir yer bulup inşaasına başladık.
Tüm bu coşkulu hazırlıklarımız devam ederken iktidarların böylesi
bir biraraya gelişe tahammül edemeyeceklerini tahmin ediyorduk ki daha hazırlıkların
ikinci gününde militarize güçler kapıya dayandılar. O sırada okey oynuyorduk ve onların
okeye dördüncü olarak gelmediklerini biliyorduk. Ancak tehditleriyle ne oyunumuzu
ne de moralimizi bozabildiler. Üzerimizde kurmaya çalıştıkları baskının dozunu her
geçen gün biraz daha arttırmalarına rağmen çalışmalarımıza aynı hız ve coşkuyla devam ettik.
Festival günü gelip çattığında İzmir dışından gelen dostlarımızla birlikte
atölyeler alanında standlarımızı açtık.
Labirentin, aksaklıklar yüzünden gecikmeli açılışı canımızı sıkar gibi olsa da
açıldıktan sonra oluşan ilgiyi gördüğümüzde tüm can sıkıntımız uçup gitmişti.
Gündüzleri yürütülen sohbetler ve tanışmalar, geceleri ise Rock-A Sahnesi'nden
dinlenen müzik festival coşkusunu yaşamamızı sağladı.
Bu arada festival alanında bir araya gelmiş binlerce insanın şenlikli karşı çıkışını
baltalamak isteyen iktidarlar alana gelen herkesi tek tek kimlik ve GBT sorgulamasından geçirse de festival,
coşkusundan hiçbir şey kaybetmeden devam etti.
Festivalin 2. günü günbatımında, İzmir dışından gelen arkadaşlarımızla
birlikte meşalelerimiz, kara, kara-kızıl, kara-mor ve kara-yeşil bayraklarımızla ve
"Zalimlere Karşı- Akdeniz'de Anarşi" sloganımızla yaptığımız yürüyüş ise festivali
hareketlendirmek ve şenlikli karşı çıkışımızı haykırmak adına oldukça etkili oldu.
Festivalin son gününün biraz daha durgun geçmesi sayesinde arkadaşlarımızla
sahilde bira içip muhabbet etme fırsatı bulabildik. Akşamında ise standlarımızı toplayıp
İzmir dışından gelen arkadaşlarımızı uğurladık.
Pazartesi günü ise Rock-A gönüllüsü arkadaşlarla birlikte alanı toplayıp,
eşyalarımızı hazırlayıp, Rock-A'yı hep birlikte yapmış olmanın mutluluğu ve tatlı yorgunluğuyla
İzmir'e doğru yola koyulduk. Bir Rock-A'yı daha böyle bitirdik.
iletisim@alakasizlar.org